ana sayfa

   

 Giriþ ] Yukarý ]

 

 
   

                                   

       Gülgün ÇAKO

 

Sevmek Anlamaktýr

 

 

Sabahtan akþama deðiþiyor her þey….

Onu öyle özlemiþtim ki, rüyada bile görememek üzüyordu beni.Gücüme gitmeye baþlamýþtý bu rüyalara salamadýðým  sevgi. Sevgi, tutsaklýðýn  nirengi  noktasý deðil mi…Kim bilir….

Çocukluðumun evi….Sabahýn alacasýnda küçümencik evin, küçümencik  mutfaðýndayým.( Bu eve sýðamamýþtým bir türlü.Ve ne zaman ki anladým, kendime film kurgu bir hayat toparladým.) Mutfak tezgâhýnýn önünde dikiliyorum.Ne kadar yemek piþirilecek ve yenip içilecek kap kacak varsa kullanmýþ, kirletilmiþ bir þekilde lavaboya , tezgâh üstüne , yola bakan pencerenin önündeki masaya üst üste ve düzensiz bir þekilde  yýðýlmýþ duruyor. Atýlmýþ, demeli aslýnda…Yer öyle yetersiz ki atýlamadýðýndan belki de yýðýlmasý…

Su  bardaklarý, çay bardaklarý, tabaklar, kaþýklar, çatallar,býçaklar ,tencereler, tavalar,tepsiler, çaydanlýk , rende, kevgir…..Ne ararsan var anlayacaðýn….Anlamlandýrmaya çalýþýrcasýna onlara bakar halde ayaktayým.

Bir çift el geziniyor daðýnýklýðýn arasýnda. Bedensiz bir çift el… Onu alýp oraya koyuyor. Bir baþkasýný, bir baþka araya…Bu iþle yeni görevlendirilmiþ gibi. Çekinik tavrýndan belli ,acemi ...

Bir ses. Onun sesi:

 -Üzülme, diyor bana…

-Kap kacak eskimiþ…

Uyanýyorum…

Bir kez daha sesiyle bana gelmiþti.( Ah, bilsen sözlerini nasýl özledim…) O zaman da bir cümle söylemiþti. Sonradan ne kadar zorlarsam zorlayayým kendimi hatýrlayamadýðým….Ama korumacý bir þeyler. Ýçten içe  alev almýþ günlerde yüreðe su serpen…

Sesini olsun duymak…Bu sanrý huzur veriyor ruhuma…

Yataðýn içinde oturup bir süre düþünüyorum.

Ýri zeytin tanesi, yok yok yok  kara kestane  gözleri dolaþýyor aklýmda.O kalýn çerçeveli gözlükler

daha da irileþtiriyor gözlerini.( En çok da gözlerini özledim. Anladýðýný haykýran…( Özünü de…)Yüzü öyle yuvarlak ki kirli sakaldan az uzun kýrçýllarý çember gibi. Sakallarýný okþamak geçiyor içimden. Yanaklarýndan öpmek. Boynuna sarýlmak doyasýya…Böyle dokunarak sevmeler yaþamadýk ki varlýðýnda….

Ne zaman perdeleri açmýþým farkýnda deðilim. Bir kadýn çamaþýr seriyor karþý evin  balkonunda.

Hýrsla silkeliyor her bir parçasýný beyaz iç çamaþýrlarýnýn .Mandalarý iliþtiriyor  aceleci ve öfkeyle…

Günün bu erken saatinde bunlarý yapýyor olmaktan mutlu deðil belli. Daha  ne çok iþi var kim bilir….

Martýlar denize dönmüþler arkalarýný yine...Çöplüðe uçuyorlar, kahvaltýya…Çýðlýklarý doluyor sabaha….Çýðlýklar çýðlýklar….

Denize dik yamaçlardan birindeyiz . ( Yeni taþýndýk… Kendi evimiz…Ýlk…  )Deniz de bir hayli ötede…Kuzeyimizde kalýyor…Ayaða kalkýnca görülebiliyor Karabiga….( Denizin orada olduðunu bilmek bile yetiyor bana. )Baðrýndan kopan en sert rüzgârlarý bize gönderiyor Marmara…..Býçaklar kilometrelerce bilenerek geliyor…

Rüzgârým, yastýðýna gömülmüþ uyumakta .Dudaklarýna dokunduðumda gözlerini aralýyor.

-Uyanma zamaný , geç kalacaðýz, diyorum. Açýlmýþ kollarýný uzatýyor.

Ocaða çaydanlýðý yerleþtirirken aklýmda nöbete durmuþ gibi, o. Maþýngayý tutuþturduðu sabahlar geliyor gözümün önüne .Sýrtýnda eski kalýn paltosu. (Soðuk kýþ günlerinde gece tuvalete giderken de  bu paltoyu giyerdi.) Kýsa boyunu daha da kýsa , kilosunu daha da fazla gösteriyor bu palto. Ýçinde zor hareket ediyor. Dizleri kýrýk, çömelmeðe  yakýn bir halde çýrayý önceden dizdiði odunlarýn arasýna yerleþtiriyor. Maþýnganýn tam karþýsýndaki divanda yatan genzime kadar geliyor, isli çýranýn yanýk kokusu….Arkasý bana dönük. Döndüðünde göz göze geleceðiz , biliyorum. ( Kalk, demenin oncasý) Kapatýyorum gözümün perdelerini.

Önce aralarýna konan inceltilmiþlerinden  baþlayarak odunlar hýzla tutuþup yanýyor .Gürül gürül bir yanma sesi doluyor odanýn sabahýna…Uykunun çekiciliðinden kurtulamýyorum….

Çok geçmeden  içeri babaannem geliyor. O, mutfakta ekmekleri diliyordur þimdi. Bir gün öncesinin ekmeðini.Ekmek, bayatlatýlýp  tüketiliyor bu evde.Saðlýk tedbirlerinden biri bu. ( Daha neler var defterinde…Oooo…)Beyaz  çinkodan kova açýldýðýnda burnuma çarpan ekmek kokusunu unutmuyorum. (Taze ekmek kokusunu aratmayacak kadar hoþ geliyordu bana.Kovaya sinmiþliði ayrý bir hoþluktu.)Bir de annemin tembihlerini…

Çocukluk günlerinde babaannemlere gelirken annem tembihlerdi.Gider gitmez ,acýktýk ,demeyin diye.Hatta doyururdu önlem olarak. Babannem gider gitmez sorardý.Size reçelli ekmek vereyim mi, klasik sorusunu.Hayýr, dediðimiz hiç olmadý tüm tembih ve önlemlere inat. Çünkü bayat ekmek dilimlerinde ayrý bir koku koku ve lezzet sergilerdi reçeller…( O zamandan severdim o kokuyu.)Ve babaannemin reçelleri þahaneydi. O mu, yemek saati dýþýnda atýþtýrmalardan hazzetmezdi.Hem de hiç….

Neyi hazzedip neyi hazzetmediðini merak eder anlamaya çalýþýrdým.  Benim için o çok önemliydi. Kopup geliþimde hayatýna buyur etmiþti ne de olsa.( Babaannem reddetmek için pek çok neden gösterse de…) Ýlk anlayan, ilk kabul edendi…

Dinlerdi beni. Ben pýnar pýnar konuþtukça , o bakraç bakraç dolar ve bir cümleyle taþardý.  Canlý ansiklopedimdi.. Bitmek bilmez  sorularýmý býkmadan yanýtlardý. Bir keresinde  çok sözcüðün anlamýný ona soruyorum diye bana kocaman TDK  Türkçe sözlük armaðan etmiþti.Hayat Ansiklopedisi serisi de…Görgü kurallarý kitabým da  ondan ….Öyle ya ondan öte de hayat vardý.

Çok nüktedandý. Mýh gibi sözleri vardý. Bayýlýrdým mürþitliðine. O da bundan bahtiyardý. Yavruyla katip gibiydik. O kadar çok paylaþýmýmýz vardý ki…”Anlardým… Anlardý…” derdi taþmalarýyla konuyu aktarmaya kalksa….

Anlardý…Anlardým…( Herkes merak ederdi aramýzdakini…. Konuþmalarýmýzý, seyahatlerimizi, okumalarýmýzý …  Aramýzda onlarýn anlamadýðý  ne  vardý...)

Küçük odaya sýcaklýk yayýldýkça uykunun kollarý daha bir kuvvetleniyor.

Çok geçmeden  sert bir þekilde açýlýyor oda kapýsý….Elinde kahvaltýlýklarýn dizili olduðu tepsi ile babaannem gelen. ( Biri sakin , diðeri caný tez iki farklý yapýda hatta ayrýntýya inildiðinde  düþüncede insanýn hayatý paylaþmadaki sürtüþmesiz  ustalýðýna akýl erdiremiyorum bir türlü.O zaman ve hâlâ…)Rutinden biliyorum .Tepsi ayak ucumdaki küçük masanýn üzerine býrakýlýyor.Tez canlý elleriyle beni dürtüklüyor.

-Hadi kalk !Gece yatmaz ,gündüz kalkmaz , diyor.

-Beþ dakika daha, diyorum uykulu sayýklamayla.

-Hadi hadi , toz kaldýrmadan topla yataðýný, oluyor karþýlýðýnda söylediði.Söylüyor da gel de uykuya anlat…

Birkaç dürtme sonrasý, el mahkûm uyanýyorum. Önce yataðýmý topluyor ; yorganýmý,yastýðýmý,

çarþafýmý bir kanadýnýn önünde masa olan yüklük dolabýnýn içine yerleþtiriyorum.Divanýn sarkan örtülerini düzeltip,önünde durduðu pencerenin güneþliðini açýyorum.Dantel perdeleri düzeltirken doðan güneþin ýþýmasýndan hoþnut ufka  takýlýyor gözlerim. Küçümen evdekiler düþüyor aklýma….Annem, babam , ablam ve kardeþim…Uyanmak üzere olduklarýný kuruyorum. Akýllarýndan bile  geçmediðimden emin.

Çoktan yüzümü yýkamýþ, saçýmý taramýþ, okul formamý giyinmiþim. Maþýnga , üzerindeki çaydanlýðý fokurdatýyor. Alýþamadým bu çaydanlýða…Çayý dökerken ellerim yanacak diye korkuyorum. Buharýn ellerimi daðlamasýný önlemek için bezle sarýyorum parmaklarýmý. ( Þimdi yandan ya çaydanlýk saplarý, kullanýrken  bu buhar daðlamalarýna gidip geliyor aklým zaman zaman…)

Çayýn þekeri karýþtýrýlýyor.Muhteþem üçlü kahvaltý ediyoruz.Beþ odasý , iki salonu bulunan  koca evin en küçük odasýnda…En küçük ve iki salon arasý en garip odasý burasý evin. Bir apartman dairesindeki modern döþemeye aykýrý, eski yaþantýdan aparýlmýþ bir köþe….)

Çay bardaklarýnýn içine býraktýðým kaþýklarýn sesinde gülümsediðimi ayýrt ediyorum.Oðlum saçlarýný yýkamýþ sabahýn deðiþmezliðinde kahvaltýya gecikiyor.Hâlâ saçlarýmý kestirdiðim için söyleniyor.Çok benzer olmuþuz. O saçlarýyla kendini özel hissediyormuþ.Benimle benzerliði bu özel olma duygusunu köreltiyormuþ.Saçýmý hemen uzatamasam da farklý bir renk boyatmalýymýþým.

( Doðallýmýz çarpýþýyor delikanlýmla…)

Hareketleri acelesiz.

-Hadi biraz acele et anneciðim, diyorum.

-Tamam, diye yanýtlýyor beni tok taze  ergen sesi…

  Gün baþlamada benden aceleci.

Kýzým uyanmýþ mýdýr acaba yurtta? Giyinip kahvaltýya inmiþ midir? Çanakkale Boðazý ona emanet….O …

Telefonuna çaðrý gönderiyorum.O da çaldýrýyor iki kez. Tamam, her þey yolunda.

Rüzgârým, bir esiþ çaylarý dökmüþ bardaklara. Yeni týraþlý yüzüyle muzipçe gülümsüyor.

Bu yýlýn ikinci  dönemine-geçirdiðim süper yarýyýl tatilinden sonra- bomba gibi hazýrým.

Sýnýfýn koridoruna geldiðimde çocuklar bayrak töreni için dýþarý çýkmaktalar.Benim filozoflarýmdan bir grup koþarak geliyor. En önde Burhan var. PC çantasýný alýp gidiyor. Olanca coþkusuyla koþup kucaðýma zýplýyor Ýremnur.Yanaklarýmýzdan öpüyoruz birbirimizi.Yasemin, Gayenur, Dilâ kucaklamakla yetiniyorlar. Arda, gözlerinin içiyle gülerek “Günaydýn!” diyor gözlerimin içine.

Eyüp ve Ali Can adam adam baþlarýyla günaydýn,selâmý veriyor.

-Öðretmenim sizi çok özledik, diyorlar koro halinde bir grup.Hiç bir þey demeden yanýmýzdan geçip gidenler de  yok deðil.

-Ben de özledim.Çok hem de…

Çocuklar nefesim.Hepsini ayný sevmek olmuyor.Bazýlarý çok severken dokunulmayý;dokunulup okþanmaktan hoþlanmýyor bazýlarý. Onlar beni biliyor, ben onlarý. Dört yýldýr sökmüþüz kalýplarý, çözmüþüz þifreleri…

Kimini sözle seversin

Kimini gözle

Özle sevilir bazýsý

Közle sevmek ateþte sýzý

Sýra oluyor çocuklar. Dokunmalarým on , son olmasýn istiyor ve  diliyorum her seferinde.( Bilmezsin  çocuklara dokunurum sabahlarý.Üþenmeden sayarak...Ve ondan az olmaz dokunduðum. Enerjilerini hissederim.Ve enerjim aktarýlýr. Biraz da oradan bilirim sevgi tercihlerini. Enerjisi iter temasý sevmeyenin.)

Ýlk dersler, tatil sonrasý  evden okula uyumun uðultusu fonunda iþleniyor.( Böyle olur hep..)

Son teneffüs çalan telefonum iyi þeyler söylemiyor…

 

Babam, uzun zamandýr bacak aðrýlarýndan þikâyetçi. Bunun için fizik tedavi görüyordu. Aðrýlarýnýn dineceðine arttýðýný söylüyordu.

Arayan erkek kardeþim. Haberler kötü abla, diyor. Sesi aðlamaklý….Malûm hastalýk babamýzý esir almýþ….

Kulaklarým uðulduyor….

Sabah uyandýran sesini çekip çýkarýyorum bir yerlerden .

Üzülme, diyor. Kap kacak eskimiþ…

Yola çýkma zamaný…

Tözüm, özümün közünde daðlanýyor.Gözlerine bakýp sarýldýðým babama onu sevdiðimi söylemek istiyorum. Sabahtan akþama…..

 

Gülgün Çako / yaçopal / 08

-         ………

-         ………

 

 

   
 

Basýlý Dergi

 

Yaz 2008

çýktý...

 

Ýçindekileri

 

görmek için...

 

GALERÝ:

 

 

  Bize Gelenler:
adatasarým     

Giriþ ] Yukarý ]